Derleyen: Zeynep Dilara Akyürek / Milliyet.com.tr – 1970’lerin ortalarına gelindiğinde İngiltere’deki çelik sanayii iyice büyümüş, üretim için gereken enerjinin kıtlığı da tokat gibi çarpar olmuştu. Çelik üretimi, soğutma sistemleri, cüruf işleme, toz bastırma ve buhar üretimi gibi süreçler nedeniyle yüksek miktarda suya ihtiyaç duyuyordu. Bu nedenle ihtiyacın karşılanması için doğayla işbirliği yapılmalıydı. 1973 Su Yasası da tam da bunun için yapılmıştı. Yasayla İngiltere ve Galler'de 10 bölgesel Su İdaresi kuruldu. Bu kurumlar, çelik fabrikaları gibi dev sanayi tesislerinin su teminini ve atık su arıtma süreçlerini düzene sokmayı hedefleyecek ve temiz tatlı su kaynakları oluşturacaktı. 1980’de bazı barajların inşa süreci başlamıştı. Ve 1981’de İngiltere ve Galler genelinde günlük ortalama kamu su temini 15,8 ila 16,0 milyar litre/gün civarındayken 1985’e gelindiğinde bu oran 16,5 milyar litre/gün olmuştu. Aslında olumlu bir gelişme olmuş ve kullanılabilecek su miktarı artmıştı. Ancak o artana kadar ülkede çelik, kömür ve tekstil sanayiinde büyük firmalar kapanmış ve ekonomik açıdan zorluklar yaşanmıştı. Bu süreçte bazı firmalar suyu daha az kullanıp aynı miktarda ürün üretmeyi b